19 Kasım 2017 Pazar

Ben Bugünlerde #17

Merhabalar efenim,ben geldim:) Kendime izin verdiğim günden sizleri selamlıyorum,nasılsınız:)


Bugünlerde hayat o kadar hızlı akıyor ki,sanki hiçbir şeye yetişemiyorum.  Üniversitenin son senesini olduğunu umduğum bu seneyi dolu dolu geçirmeye çalıştıkça saatin işleyişi hızlanıyor sanki..  Üniversiteye yeni başlayanlara yada şu anda okumakta olanlara benden  küçük bir tavsiye:Yapmak istediklerinizi ertelemeyin.Ertelediğiniz sürece onu yapmaya hiçbir zaman vakit bulamıyorsunuz. Tabi bana da bu tavsiyede bulunan sayısız kişi oldu ama maalesef, üniversitenin ilk ve en rahat yılını genelde uyuyarak geçirdim,bu yıllara dair en büyük pişmanlığım bu olabilir.. Sizi de ben uyarmış olayım:)

Şimdi efenim genel bir giriş yaparsak bu aralar Harry Potter serisini okumaya yeniden başladım.En son okuduğumda ortaokuldaydım ve Harry Potter çocukluktan gençliğe -diğer tabiriyle ergenliğe - adım attığım o yıllarda tadı damağımda kalan ilk geniş seriydi..Şimdi başa dönüp o duyguları tekrar ve tekrar yaşıyor olmak sihir gibi:)İşte o zamandan bu zamana  Harry Potter'a ,Hogwarts'a, her sene sınav döneminden önce yada sonra filmlerini izlemeye ,o dünyaya tekrar girmeye,kendimi ağlarken bulup 'bu filmde de mi?!' diye yakınmaya  bayılıyorum!:D
Bu seride en çok Hermonie'nin kitaplara olan aşkını,Ron'un hafif saflığını,Harry'nin cesaretini,Neville'nin iflah olmayan unutkanlığını seviyorum:)Filmlerini izlemiş ,çok beğenmiş ama seriyi okumamış, yada film-kitap serisiyle şimdiye kadar tanışmamış olanlar ve fantastik her şeyi sevenler için yaşınız kaç olursa olsun kesinlikle tavsiyemdir!

Şu günlerde okuduğum diğer bir kitap Göze Göz-Suç ve cezanın küresel tarihi..Şimdi bu kitap biraz daha ilgiye yönelik olduğu için şöyle söyleyebilirim,suç ve ceza kavramlarının dünyada nasıl geliştiğini merak edenler ve örneklerle hangi suça nasıl ceza verildiğini öğrenmek isteyenler - ama en önemlisi hukuk okuyanlar yada okumak isteyenler içim muazzam bir yapıt olmuş,tavsiyemdir.

Bir önceki postumda bolca film önerisi yaptığımdan ötürü burada birkaç dizi önerisinde bulunmak istiyorum. Son zamanlarda beni derinden sarsan, 'yok artık!' dedirten ilk önerim Black Mirror. 3 sezondan ve toplam 13 bölümden oluşan,her bölümü film tadında ve konu itibariyle devamlılık arz etmeyen, şimdiye kadar izlediğim en güzel dizi! Teknolojinin hayatımıza soktuklarını,insanlarla olan ilişkilerimizi konu alan dizinin bölümlerinde çeşitli konularda teknolojiyi eleştiriyor.Merak edenler ''ama ilk bölümden başlamayıp 1 saatlik bir bölüm izleyeyim önce'' diyenler için favori bölümüm  3.sezondan hemen önce yayınlanan 'White Christmas' bölümü. Ne diyebilirim daha fazla bilmiyorum izleyin izlettirin!:D

Bugünlerde izlemeye başladığım ve hem bölümlerinin gereksiz uzun olmaması ,hem de cinayet-dedektif konulu yapımlara bayılmam sebebiyle sevdiğim Criminal Minds. Yine her bölüm birbirinden farklı olaylarla değinen seri, bir profil çıkarmaya yönelik FBI grubunun çözdüğü cinayetleri konu alıyor. Bu alanda yapılan onca dizi arasında ilk defa 13 sezon olup hala devam eden bir yapım görüyorum:D İzleyin derim:)
2 tane de Kore dizisi önereyim Kore severlere:)

Bu diziyi izlemeyen kaldı mı bilmiyorum ama kesinlikle ilk önereceğim Goblin! Hayatımın bir döneminde deli gibi Kore dizisi izlediğim için şu zamanlarda Kore dizisi beğenmekte zorlanıyorum ve artık çok nadir izliyorum ama AMA bu diziyi 2 defa izledim!!:D Oyuncu kadrosunun güzelliği bir yana- Gong Yoon ,Lee Dong Wook,Yoo In Na- senaryo metni o kadar harika yazılmış,dizi öyle güzel yerlerde çekilmiş ki hiç bitmesin istedim:D Sonunun da -çoğu Kore dizisinin aksine- insanın içine sindiğini söylemem gerekiyor.
Konusundan kısaca bahsedecek olursam; ölümsüz bir yaratık olan goblinin,bu ölümsüzlüğe son verecek olan gelinini aramasını konu alıyor.
Çok tatlı,bol bol gülümsediğim ve güldüğüm naif bir yapım:)
(Bu sahneye her seferinde gülüyorum:D)

Bir diğer önerim ise Age of Youth 2.sezon.
Öncelikle söylemem gerekiyor ki önce 2.sezonu izleyip sonradan 1.sezonunu izlediğim için bana 2.sezon daha hoş,daha komik geldi.O yüzden eğer 'ben tüm olayları zorlanmadan anlayayım' derseniz 1.sezondan başlayın.
Aynı evde yaşayan 5 kızın günlük hayatını anlatan dizinin en çok gerçekçiliğini,yaşananların abartıdan uzak olmasını sevdim.Kore dizileriyle çok haşır neşir olmayan arkadaşım bile 'Bu dizi güzelmiş.' diyerek birkaç bölümü benimle izledi:)Günlük hayatının içine serpiştirilmiş gizemle beraber, dizi tadından yenmez bir hal alıyor. Tavsiyemdir efenim:)

Bugünlerde bolca dinlediğim şarkıların listesini de şöyle bırakayım,yeni şarkı tavsiyelerine de açığım demek oluyor tabi bu:D
Merkür Retrosu-Güler Özince
Eteği Belinde-Manuş Baba
Ya Bu İşler Ne-Mabel Matiz
Escape-Kehlani
Küsmedim-Ezgi Aktan
Vem Vet?-Lisa Ekdahi
Despacito(tabiki!:D)
All is Well-Austin Basham
Lets Go Kua:Lia Carl and Buddies

Bu aralar favori kahvelerim de Ankara Kahve Festivalinde tanışma fırsatı bulduğum  Coffee Manifesto'nun Malawi kahvesi ve Probador Colectiva'nın Etiyopya kahvesi oldu.Filtre kahve sevenlere şiddetle tavsiyemdir.İçimi kolay,-Malawi bir tık daha sert- süt ve şeker gerektirmeyen leziz tatları var.(İnternet üzerinden satışları olduğundan bahsetmişlerdi ama hangisinindi emin değilim'^-^)
Bir tane de manga önerisinde bulunup bu yazıya son veriyorum:)-mangayı en kısa özetle şöyle anlatabilirim sanırım;Japon çizgi romanları.-yanlışım varsa affola:D- 


Ao Haru Ride
49 bölümde tamamlanmış ,Türkçeye çevrilmiş, aynı zamanda animesi olan mükemmel bir romantik (onların tabiriyle shoujo) manga. Asıl kızımızın ilk aşkını çok naif,tatlı bir dille konu alıyor. Hem 2-3 kere okuduğum bir manga olması  hem de şu aralar okuyacak benzer manga arıyor olmam sebebiyle sizinle paylaşayım dedim:) Manga severlere yada tatlı bir çizgi roman okumak isteyenlere tavsiyemdir.

Şimdilik kendinizi iyi bakın,mutlu kalın efenim:)

25 Eylül 2017 Pazartesi

GÜZ İÇİN BATTANİYE ALTI FİLM ÖNERİLERİ

 Mevsim geçişlerine olan isyanımı bu yazıda da dile döküp hepinizin başını şişirebilirim elbette yada en kısa ve acısız olanından bu münasebetsiz konuyu atlayarak  mevsimi değil ama mevsimin bana sevdirdiklerinden bahsederek hepimizin gününü aydınlatabilirim. Güz dendiği zaman aklıma  ilk gelen şey battaniye altı kitap okumak yada dinmek bilmeyen yağmurlar eşliğinde film izlemek oluyor.. 'Artık soğuk kahve mi içsem sıcak mı,ama kahve dediğin de sıcak olur canım!' ikileminde kalarak kendime işkence etmektense hemen içimi ısıtan kahveyle ellerimi ısıtmak.. Şemsiyemi yanıma almadığım günlerde yağan yağmura içerleyerek eve doğru koşar adım yürümek, tüm hıncımı  yumuşacık battaniyenin altında ısınırken unutmak..
 Konuyu fazla uzatmadan battaniyeye ve yağmurlara çok yakışan, bayıldığım birkaç filmi sizinle paylaşayım dedim, bu aralar izleyecek film bulamayanlara, bulup da emin olamayanlara faydalı olmasını umuyorum:)


A Walk to Remember dönüp dönüp izlediğim oldukça klişelerle dolu bir film.Oldum olası klişelere bayılan bir insanımdır!:D Carter isimli kendini beğenmiş, ne yaptığı belirsiz esas oğlanımızın ceza alması sonucu çekingen ve kendi halindeki Jamie ile tanışmasını konu alan film -başta söylediğim gibi klişelerle dolu:D- 2002 yapım. Romantik, dram türünün en tatlı filmlerinden biri fikrimce. Her izlediğimde duygularım alt üst olsa da kendimi huzurlu hissettiren yapımlardan olduğunu söylemeliyim.


Bir diğer filmimiz Mr. Church..
Bu filme bayılıyorum! Yemekler,kitap, caz.. İnsan daha ne ister bilemiyorum:D Film, bir eve aşçı olarak giren Henry Joseph ile evin küçük kızı Chorlette arasında olan ilişkiyi anlatıyor. Zaman zaman arkadaş, zaman zaman da baba-kız gibi görünen bu ilişkinin geçiş evrelerini, içine kapanık, kitaplardan,yemekten ve cazdan anlayan Mr. Church' ün kendine özgülüğünü seyrediyoruz film boyunca. Mevsime o kadar yakışan bir film ki izleyin demekten başka bir şey düşünemiyorum yazmak için..


Bir diğer önerim kesinlikle Özgürlük Yazarları..
Muazzam bir filmdi, Amerika'da 90'lı yıllarda yapılan ırk ayrımcılığını liseli gençler üzerindeki etkisini ve onları neye sürüklediğini anlatıyor.Gerçek hayattan uyarlanan film olması da abartıya kaçılmayan doğal bir yapım olmasında etkili olmuş tabi.Ortada renk,dil,din ayrımcılığı olduğu müddetçe maalesef bu türde olan filmler de yapılmaya devam edecek. Mutlaka izleyin:)

Biraz aksiyon olsun ne bileyim kovalayalım kovalanalım derseniz dönem filmi olan Müttefik'i önerebilirim. Brad Pitt ve Marion Cotillard'ın filminin kötü olması beklenemezdi zaten ama dönemi o kadar güzel yansıtan bir film olmuş ki.. Aksiyon dram..Her şey olması gerektiği kadardı. Ajan filmlerini seviyorsanız- ki ben bayılırım:D- izleyin derim:)



Masal uyarlamalarını sevenlere iki tane Güzel ve Çirkin uyarlama filmi önereceğim.Birincisi Emma Watson'ın oynadığı 2017 yapım Disney filmi,diğeri ise 2014 yapımı bir Fransız filmi. Orjinaline daha  çok bağlı kalan tabiki Disney uyarlaması olsa da ikisi de çok çok güzeldi.Masal severler eminim ikisine de bayılacaktır:)



Animasyon filmleri bu havalar için birebir.. Canlandırıcı, rahatlatıcı, bir nevi huzur dağıtıcı:) Zootopia son zamanlarda izlediğim animasyonlar arasında en iyisi -ki zaten Oscar ödülü aldı-.Her zaman polis olmak isteyen tavşanımız Judy, çeşit çeşit hayvanların yaşadığı  Zootopia'da hayaline kavuşurken ,burada meydana gelen çeşitli vakalarla ilgilenirken ,konuşkan tilki Nick ile tanışır ve kendini tatlı bir maceranın içinde bulur. Animasyon severlerden izlemeyen kaldı mı bilmiyorum ama izlemeyen herkese tavsiyemdir,çok tatlı bir film:)




Son olarak geçmiş zamanda kitabından bahsettiğim,filminin de yakında çıkacağını duyurduğum Everything Everything'in uyarlamasına kavuştuk! Çok iyi uyarlanmış, sahneleri özenle hazırlanmış bir yapım olduğunu söyleyebilirim öncelikle. Kitabını ne kadar sevdiğimi eski yazılarımı okuyanlar bilir,hayliyle filmini sevmem de kaçınılmazdı.Kitabı bilmeyenler için kısaca konusundan bahsedecek olursam; çoğu şeye alerjik reaksiyonlar gösteren bir hastalığa sahip Madeline 17 yaşına kadar evinden dışarı adım atmamıştır. Dış dünyayla olan bağlantısı  kitap yorumları yazdığı blogu, annesi ve hemşiresi Carla ile sınırlıdır.Ta ki evlerinin yanına yeni komşuları taşınana kadar.Komşusu Olly ile arasında başlayan dostluğu,arkasından gelen aşkı büyük bir keyifle izledim.Hemen hemen Aynı Yıldızın Altında tarzında bir film olduğunu söyleyebilirim lakin replikleri, Madeline'in düşündüğü dünya bu filmi izlenilmeye değer kılıyor.:)

(alıntıdır.)


Son olarak  şimdi okullu olan yada tatilinin sona ermesiyle işine dönen herkese en içten sevgilerimi yolluyorum, her şeyin tadı başka azizim:)Keyifli bir sonbahar geçiriyor olmanız dileğiyle..
 Kendinize iyi bakın,mutlu kalın..







20 Ağustos 2017 Pazar

İç ses kavanozum sizsiniz..



Bazen öyle anlar  yaşarsınız ki bu anları bir kavanozun içine koyup sonsuza kadar saklamak istersiniz .. İçinizden sadece bu gelir. Böylece o kavanozu her gördüğünüzde böyle bir an yaşadığınızı hatırlayacak ve o  kavanoz var olduğu sürece bu paha biçilmez anı hiç unutmayacaksınızdır.
İlkokulda bir gösteri hazırlamıştık,mezuniyet için.. 5.sınıfın son günleri..Mevsim yaz..
Sahnede değilim, Sıranın bizim gösterimize gelmesini beklerken arka taraftan sahnede olan arkadaşlarımı izliyorum.. Mutluluktan gözlerimin dolduğunu ve içimde bir şeylerin yeşerdiğini hatırlıyorum.Bir şeylerin dönemecinde olduğumu hissettiğim,bir vedaya verilen değer..Sadece bu an.. O zamanı benim için paha biçilmez yapan sadece bu an..
Ortaokuldayım..Türkçe öğretmenim büyük bir kolinin kapağını açıyor , o kutunun içinde ne olduğunu o denli merak ediyorum ki yerimde duramıyorum. sonra içinden bir kitap çıkartıp bana uzatıyor..o muhteşem ve birkaç saniyelik zamanda kendimi evrendeki en şanslı öğrenciymişim gibi hissediyorum..
Lisedeyim ..Beden eğitimi dersi için hazırlanıp yokuştan inerken saçımı at kuyruğu yapıyorum ve canım dondurma çekiyor. Havada bahar kokusu ve üzerimde öğleden sonranın tembelliği var..
Bundan sonra yaşayacağım şehre yerleşmek için , üniversiteye kaydımı yaptırdıktan sonra şehre ilk gelişim..Vakit gece,yazın dayanılmaz sıcaklığı yerini hafif bir yaz akşamına bırakmış, arabanın camından şehrin girişindeki yükselen binalara bakıyorum..Yüzüme hafif bir rüzgar çarpıyor,etraf kırmızı turuncu araba ve bina ışıklarıyla çevrili..Bir şeylerin başlangıcı.. Hayatımın yepyeni bir bölümü..Neler olacağının öngörülemezliği yüzünden midemde hissettiğim garip kelebeklenme..
Kursa geç kaldığım ve yaza geçiş evresinde yaşadığım bunalmışlığın üzerime yapıştığı bir nisan ikindisi..Kursun kapısından içeri girişim ve onun sadece beş saniyeliğine yan gözle sırtını duvara yaslamış görüşüm..  Bu anın içimdeki amansız duygusu.. Kalbimde değil, tam olarak aklımda.. Aklımda bu anı varlığı bilmezken bile yenileyişim..
Finallere hazırlanırken canım sıkkın bir şekilde eve girişim ve bir odanın akşam güneşiyle hayatımda gördüğüm en güzel en yumuşak turuncuya boyanmış olduğu görmem..


Bazen öyle anlar yaşarız ki,yaşarken o anın, o kısacık zamanın bizim için her şeyden kıymetli olduğunu ve bu kısacık zamanı hiç unutmayacağımızı hissederiz. Bazen öyle zamanlar gelir ki ,hayat bizi dibe çekmeye uğraşır.. Dibe,daha dibe daha dibe.. Ama biliyor musunuz, sanırım bu kısacık zamanlar sayesinde , böyle anları yaşayabilmenin gücüyle her zaman bir kez daha ayakta kalmaya çabalarız. Bunun adı benim için huzur.. Midemde hissettiğim garip kelebeklenme.. Tüm dünyanın bir anlığına sessizleşmesi ve  o muhteşem ,kısacık zamanda dünyanın bir saniyelik bile olsa kendi etrafımda dönüyor oluşu.. 
Benim için kavanoz okuduğunuz bu satırlar ve sizin zihniniz.. Kendi iç sesinizle sizlere anlattığım bilmem kaçıncı iç sesimi okuyuşunuz.. Siz de iç sesinizi benimle/bizimle paylaşın ki bir yerlerde kavanozunuz her daim saklı kalsın:)
Bunu söyledim mi bilmiyorum ama burada olduğunuz her saniye çok özel ve değerli,
iyi ki varsınız..
Kendinize iyi bakın, mutlu kalın..



8 Temmuz 2017 Cumartesi

Bir Küçük Kitap Meselesi

Uzun bir aradan sonra herkese merhabalar:)Nasılsınız efenim,gerçi mevsimin en sevilen muhabbeti 'esmiyor'dan girsem herkes için kısa yoldan bir cevap olurdu sanırım.Buralar da esmiyor,gelmek bilmeyen sıcaklar hepimize hoş(!) bir süpriz yaparak 40 dereceyle alın size dedi sanırım:D
Konumuza dönecek olursak ben  sınavlar münasebetiyle daha yeni yeni kendime geliyorum,kitap okumaya,dizi izlemeye geri dönüş yapıyorum,daha bütünleme sınavlarının önümde uzandığını düşünürsek tam manasıyla tatile başlayabildiğim de söylenemez,n'apalım artık bizde de yaz böyle geçiyor:)
Sınavların bitmesine yakın o kitap sitesi senin bu kitap sitesi benim gezerek sipariş vereceğim kitapları ayarladım.Hepsi birbirinden güzel görünüyor,2 aydır doğru dürüst kitap okuyamadığımı düşünürsek beğenmemem garip olurdu zaten:D
Bitirdiğim üç kitaptan biraz bahsettikten sonra diğerlerini tanıtmaya geçeyim.
Kitabın Adı:Güneş De Bir Yıldızdır
Yazarı:Nicola Yoon
Yayınevi:Pena Yayınları
Goodreads puanı.4.15
*
Yolculukta okuyup yarıladığım Güneş de Bir Yıldızdır, Nicola Yoon'un Her Şey'den sonra ülkemizde çıkan ikinci kitabı.Her Şey'e ne kadar vurgun olduğumu burada söylemiştim zaten.Okumayan kaldıysa mutlaka okusun!!Yakında filmi de çıkacak bildiğim kadarıyla.
Güneş De Bir Yıldızdır kitabında olaylar Natasha ve Daniel arasında gelişiyor.Sırayla karakterlerin ağzından anlatılan kitabI- Her Şey'e vurulduğum kadar vurulmasam da- çok beğendim.Eğlenceli ve hemen okunan tatlı bir kitaptı.Nicola Yoon yalın dili ve düşündüğünü çok güzel aktarmasıyla beğendiğim yazarlar arasında.
Kitap sınırdışı edilmesine 24 saatten az kalan Natasha'nın Daniel'le karşılaşmasıyla başlayan olaylar örgüsünü önümüze seriyor..Birbiri içine geçmiş hayatları görmek her zaman inanılmaz keyifli oluyor.Bu kitapta da bunu bolca görüyoruz.
Birbirimizin hayatlarına belki teğet geçiyor belki de bodoslama dalıyoruz,ilginç olansa neler olduğu hakkında hiçbir fikrimiz yok.
Yaz için okunacak kitap arıyorsanız-aslında herhangi bir dönem için bir kitap arıyorsanız-tavsiyemdir,okuyun okutturun.
*
     Japonların bir deyimi var:Koi no yokan.tam da böyle hissediyordum.İlk görüşte aşık olmak değil de ikinci görüşte aşık olmak gibi bir anlama geliyor.Aslında daha sonra aşık olacağınız biriyle tanıştığınız zaman hissettiğiniz duygu diyebiliriz.Belki o an aşık olmadınız ama daha sonra kesinlikle aşık olacaksınız,bu kaçınılmaz.
    Hayat bir trajedi değil mi ki?Sonunda hepimiz öleceğiz.
    Belki de bir insana aşık olmanın içinde insanın kendine aşık olması da vardı.Onun yanındayken olduğum kişiyi seviyordum.Aklımdan geçenleri ona söylemeyi de seviyordum.Önüme koyduğu bütün engellere rağmen ona gitmeyi de seviyordum.normalde pes ederim ama bugün etmedim.
    Umursamamanın devrimci bir eylem olabileceği daha önce hiç aklıma gelmemişti.
Kitabın Adı:Gözde Bekar
Yazarı:Curtis Sittenfeld
Yayınevi:Mona Yayınları
Goodreads puanı.3.63
Gözde Bekar,modern bir Gurur ve Önyargı uyarlaması.Belki söz konusu Gurur ve Önyargı olduğu için beklentim çok çok yüksekti,o dünyada uyarlama olarak da olsa tekrar yaşamak istiyordum.Lakin kitap hakkında ne müthişti diyebiliyorum,ne de vasattı.Boş bir zamanda keyifle okunabilecek bir kitaptı ama Liz'e ısınamadım,Darcy'e karşı tutumu bana çok kaba geldi.Gurur ve Önyargı'da Elizabeth'in haklı bir kırılmışlıkla yaptıklarını mazur görebiliyordunuz ve Darcy'i anlamasını kitap boyunca sindiriyordunuz.Bu uyarlamada ise açıkçası Liz pek aşıkmış gibi gelmedi bana, o yüzden bayıldığım bir kitap olmadı.
Sözün özü;eğer ben gibi Gurur ve Önyargı'nın getirdiği o yüksek beklentiyle okumazsanız eğlenceli,film tadında bir kitap:)
Kitabın Adı:Kalbimde Tadilat Var
Yazarı:Mary Kay Andrews
Yayınevi:PegasusYayınları
Goodreads puanı:3.88
Kalbimde Tadilat Var kitabı çok tatlı, umut vaat eden bir kitaptı.Yeni başlangıçların olduğu,umudun tazelendiği yada kadınların kendi ayaklarının üzerinde durarak bir şeyler başardığı kitapları okumaya bayılıyorum.Dolayısıyla Kalbimde Tadilat Var kitabını daha okumadan sevmiştim:)Yiğidi öldür hakkını yeme derler,yazarın dili de oldukça akıcıydı,480 sayfalık kitabı okurken hiç sıkılmıyorsunuz.Bence bu bile başlı başına mükemmel..Debbie Macomber'in tarzında olduğunu söylersem hata işlemiş olmam sanırım..
Patronunun yolsuzluğa karışmasıyla Dempsey'in kendi hayatı da alt üst olur,yaşadığı yerden uzaklaşarak bundan sonra hayatına nasıl devam edeceğine karar vermek için babasının teklifiyle anne tarafından babasına miras kalan evi onarmak için küçük bir kasabaya gider.Bundan sonra sevgili ana karakterimizin yavaş yavaş hayatını şekillendirmesine tanık oluyoruz.:)
Geleceğe umutla bakmayı,düşmeyi ama düştüğün yerden kalkabilmeyi öğretti bana bu kitaplar:)Yılmak kelimesini böyle kitaplar sayesinde hayatımda daha az kullanır oldum.
Umuda ihtiyacınız varsa tavsiyemdir,okuyun:)
Diğer kitapların isimlerini buraya bırakayım,siz de içinde okuduklarınız varsa bana fikirlerinizi söyleyin:)
Şimdi Moda Pastel
-oldukça komik bir kitap olduğunu duyduğum için aldım,kim okusa kahkahalar attım diyor:D-
Goodreads puanı:4.03
**
Gökkuşağının Ardında
-Kanser bir annenin ve oğlunun yaşadıklarını anlattığı yazıyor arkasında.Nedense aklıma Room filmini getiriyor-
Goodreads puanı:4.30
**
Her Kalp Kendi Şarkısını Söyler
-Büyülü bir aşk hikayesi imiş-
Goodreads puanı:3.98
**
Kalpsiz
-Marrissacım Meyer'den yeni bir masal uyarlaması!!Okumak için sabırsızlanıyorum.Karşınızda Alice Harikalar Dünyasının kraliçesi!!:)
 Goodreads puanı:4.07


Yıldızlara Sarılı Kraliçe
-kapağına,cildine bayıldığım,okuduğum yorumlardan anladığım kadarıyla sürükleyici bir fantastik kurgu.
Goodreads puanı:3.57
**
Renkli Göğün Altında
-Çin öğretileriyle bezenmiş iki kızı anlatıyor.-
Goodreads puanı:3.99
**
Beni Gitmiş Say
-Mila'nın özel yeteneğiyle ortaya çıkardığı bir hayatı anlatıyor.-
Goodreads puanı:3.43
**
'Çocuksun sen sesinin çağlayanına düştüğüm
Bir çiçeğe tutundum düşerken,ordayım hala
Zaman benim işte,nesneleşiyor tüm anlar
Nasıl gidip geliyor gidip geliyorsa öyle
Dursam ölürüm paramparça olur dünya
Çocuksun sen sesinin çağlayanına düştüğüm..'
**
Hepinize/hepimize iyi okumalar efenim:)
Mutlu kalın..


   

15 Nisan 2017 Cumartesi

Kırtasiye Alışverişi (Aliexpress ve diğerleri)

   Merhabalar efenimm,ben geldim:)Nasılsınız görüşmeyeli?

Postun başlığından da anlayacağınız üzere bu yazı tammamen kırtasiye malzemeleri üzerine olacak.Öncelikle bu yazıları uzun zamandır yazmadığımı fark ettim,hazır Aliexpress'ten de ilk alışverişimi yapmışken bir yazı yazayım dedim.Ben gibi kırtasiye tutkunları için linklerini de aşağılarına bırakacağım:)Şimdiden keyifli okumalar dilerim..
Aliexpress'ten ilk  alışverişi yaparken çok tedirgindim,ya ürünler istediğim gibi gelmezse yada çok geç gelirse diye..Öncelikle yabancı bir alışveriş sitesinden sipariş verilmesinde belli bir günü göze almak gerekiyor,ister istemez bekliyorsunuz.En iyisi sipariş verip sonra da onu unutmak:D Benim sipariş ettiğim ürünler 15-16 gün içinde geldi, ama bunda büyük ihtimalle ücretlerinin çok düşük olması ve firmaların hemen yollaması etkili oldu,hepsi böyle olacak diye bir şey yok.
Alışveriş yapmadan önce Yechis'in blogundan oldukça faydalandım.Göz atmak için tık tık
Bir de bu youtube videosu oldukça iyi açıklamış,tık tık
Aliexpress'le ilgili bilgilendiğim yazıların linkini buraya bıraktıktan sonra söyleyeceğim;
-satıcının satış durumuna ve giden ürünlerin bulunduğu ürün yorumlarına mutlaka dikkat ettikten sonra sipariş sepetinizi hazırlamanız olur:)
Şimdii  benim neler aldığıma gelirsek:)Üst resimde gördüğünüz 10 kalemli seti(bir tanesi mürekkebi aktığı için onu atmak zorunda kaldım)bir mağazadan,diğer postitleri ise başka bir mağazadan aldım ve hepsinden ayrı ayrı çok memnun kaldım.
Kedili post-itlere buradan ulaşabilirsiniz.
Bu post-itlerin boyutları oldukça küçük olsa bile o kadar güzel ve kaliteli bir set ki bakıp bakıp geri koyuyorum.Kare şeklinde olanlar kibrit kutusunun yarısı kadar,ufak tefek notlar almak için kullanabilirsiniz.
10lu kalem setine buradan ulaşabilirsiniz.
Özellikle ince uçlu jel kalem sevenler için ideal bir set.Ana renkleri bulunduran sette koyu yeşil olanın jeli maalesef pakete akmıştı,onu atmak zorunda kalsam da devamı çok iyiydi.
Türkiye'de bu seti uçuk fiyatlara sattıkları için şu an halimden gayet memnunum,seti çok çok beğendim! 
5li post-itlere buradan ulaşabilirsiniz.
Sık sık kullandığımız 5 renkli post-itlerin malzemesinden yapılmış olan bu set zikzaklı,puantiyeli ve üzerine yazı yazmak için elverişli.Derslere çalışırken kullanmaktan yada okuduğu yazıları işaretlemekten hoşlananlar için hem fiyat olarak uygun hem de farklı seçenek sunuyor:)
Diğer post-it setlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Bu setlere de ayrı ayrı bayıldım!!Renk seçenekleri,boya kataloglarını andırıyor:D Kağıt post-itlerden oluşan setler özellikle üzerine not almak için oldukça ideal.
Çeşitli kırtasiyelerden aldığım bu stickerlardan ise şekil ve boyut olarak her ne kadar memnun olsam da -özellikle karpuz şeklinde olan- arkasındaki yapışkanlardan dolayı birbirine sıkı bir şekilde yapışmış ve birbirlerinden zar zor ayrılıyorlar.Bunu paketi açmadan maalesef ki fark edemiyorsunuz.Yine de sırf şekilleri güzel olduğu için koleksiyonumda yer almalarından memnunum,bir hal çaresine bakacağım artık:D

Mickey Mouse'lu dosyayı gördüğüm anda elime aldım!:D Hem turuncu olmasına hem de çizgi roman şeklinde üzerinde yer alan çizimlere vuruldum!Şunun güzelliğine bakar mısınız!:)
Altta olan post-it setler de Notix'in yapışkanlı not kağıtları setinden.Başka seçenekleri var mı bilmiyorum ama kağıt malzemeli set,üzerine yazı yazmak için kullanışlı.

Not alarak çalışmayı sevdiğim için kırtasiyeye her girdiğimde birkaç kalem almadan çıkamıyorum.Özellikle ince uçlu-0.5-0.3 olan -kalemleri buldum mu kendime hakim olamıyorum:D 
Mikronun fineliner seti ise o kadar güzel ki!Hem mürekkebinin kağıtta dağılmaması hem de ince uçlu olmasını çok beğendim.Kalem sevenlere şiddetle tavsiye ediyorum.
Artline serisinden tek renk almış olsam da kalem- işlevinden dolayı -yazı yazmak için çok da elverişli değil gibi geldi bana,biraz zorlandım.Ama grafik-şema çizmek için çok uygun.
Dong-a'nın mycolor 2 çift taraflı serisi çok çok güzel!Renkleri oldukça canlı hem not almak hem de notların altını çizmek de çok işime yarıyor.


Madam Coco'daki kırtasiye reyonunu görüp önünden bir saat boyunca ayrılamadığım doğrudur efenim!:D
Hepsinin fiyatları çok uygundu,3-4 lira gibi fiyatlara Madam Coco'da bir şeyler bulabilmek bende şok etkisi yarattı:D
Son olarak bir siteden bahsetmek istiyorum:
Bu hafta keşfettiğim Huntersofbook sitesi,ikinci el satıp-alabileceğiniz bir alışveriş sitesi.Oldukça uygun fiyatlara istediğiniz kitapları bulabilirsiniz:)
Benim profilime bakmak için tık tık..
Kendinize iyi bakın,mutlu kalın:)




25 Mart 2017 Cumartesi

Ben Bugünlerde#16

Merhabalar efenim,ben geldim:)
Yazmayı planlayıp planlayıp geri adım attığım bir zamandan sonra-mevsim geçişleri deyip susuyorum:D-çok uzatmadan tadında bırakabileceğim bir post yazmak için kollarımı sıvadım.
Çok sevdiğim başlığın- ki genel manada neler yaptığımı göz atmada çok yardımcı oluyorlar -altından sizleri selamlıyorum,nasılsınız:)

Üniversitenin en çok zorlandığım yılını yaşıyorum sanırım,dersleri takip etmeye çalışırken bir yandan da konuları yetiştiremeyip stresten iyice bırakıyorum, sonra kendimi toparlayayım derken hocanın alıp başını gittiğini fark edince yine stres oluyorum:DPlan yapmadan çalışamayan bir insan olduğum için bir saatimi plan yapıp konuları günlere böldükten sonra ''çok yoruldum mola vereyim biraz'' deyip üç saat kadar dinlenmeye geçiyorum.Umarım bu yılı sağ salim atlatabilirim:DDua ederseniz çok müteşekkir olurum:)
Mevsim değişikliğinde her zaman olduğu gibi elimi attığım her işi yarım bırakırken çok az kitap okuyabildiğimi üzülerek söylüyorum.Başladığım kitapların devamını getiremediğim bir süreçten geçerken uzun zamandır okuduğum ennn güzel iki kitabı sizinle paylaşayım..
İçimdeki Müzik
Önceki kitap alışverişi postumda bu kitaptan yüzeysel olarak bahsetmiştim.11 yaşındaki Melody'nin ağzından anlatılan kitabın beni etkileyeceğini tahmin ediyordum ama can evimden vuracağını düşünememiştim.O kadar temiz,yalın bir şekilde ele alınmış ki..
Kendi içinde kısılıp kalmış ve kelimeler içinde dans ederken tek kelime edemeyen bir kız çocuğu..
Sadece ''normal'' olmak  ve sıradan konulardan dış görünüşüne takılıp kalmayan insanlarla sohbet etmek isteyen bir kız çocuğu..
Kitapta beni etkilemeyen tek yer yok ama asıl sarsan şey şunu fark etmem oldu: Eğer beyin felci geçirmiş birini görüyorsam onu aynı zamanda zihinsel olarak da engelli gibi düşündüğümdü.
Bunu fark etmek çok acıydı..
Çünkü yolda,kalabalıkta kısacası herhangi bir yerde herkes gibi olmayan -tabiri caizse farklı olan insanlara dikilen bakışlardan ve arkasından fısıldaşarak konuşanlardan nefret ediyorum.Böyle tipler ciddi manada midemi kaldırıyorlar.Sadece kendi içimde -dışarıya vurmamış dahi olsam böyle düşündüğümü fark etmem şok geçirmeme neden oldu.Hele ki Melody kitapta anne ve babasına değil de kendiyle ilgili konularda kendi ile konuşan insanlara o kadar dikkat ediyordu ki..Bunu sahiden yapıyor muyuz diye düşündüm..Bunu birine nasıl yapabiliriz?!
Bu kitabı mutlaka ama mutlaka okuyun,size çok şey katacağına eminim.
Ve sizden bir ricam daha olacak konudan bahsediyorken,lütfen ama lütfen herkes gibi görünmedikleri için ''normal'' -sahi normal ne?-kalıba koyulmayan insanlara da diğerlerine davrandığınız gibi davranın.Kimse ama kimse ,kendi elinde olmayan sebeplerle yargılanmayı hak etmiyor..
***
Herkes kendini ifade etmek için kelimeleri kullanıyordu.Ben hariç.Ve eminim ki tüm bu insanlar kelimelerin gücünün farkında değildi.Oysa ben farkındaydım.
*
Düşüncelerin kelimelere ihtiyacı vardır.Kelimelerin de sese..


İkinci olarak da daha önce hiç rastlamadığım kitabın isminin içimi sızlatmasıyla arka kapağını dahi okumadan edindiğim En Güzel Günlerini Demek Bensiz Yaşadın'dan bahsetmek istiyorum.
Olay,İstanbul'da üst sınıftan bir ailenin akşam yemeği sırasında geçiyor.Masadaki karakterlerin, evin,evdeki eşyaların ağzından bir aileyi dinliyoruz.Onların düşüncelerini,birbirleri hakkındaki düşüncelerini,eşyalarda yatan anıları ve yılları..Bir aileyi aile yapan ne varsa hepsini kısacası.
O kadar şiirsel,özenilerek yazılmış bir kitap  büyülendim!
Yazarların karakter geçişlerini net yapamamaları yada farklı karakterleri okurken aynı kişinin ağzından yazılmış olduğu belli olması beni çok rahatsız eden bir durum.Bir karakterden diğerine geçerken çok zorlanıyorum bu tip yapıtlarda.Ama bu kitapta,bu muazzam kitapta  net karakter geçişleri sayesinde bölümlerde asla zorlanmadım ve sanki tüm evi,masadaki herkesi tek tek dolaşmış gibi hissettim.Büyük bir ailenin birbirinden farklı düşünceleri-zıtlaşmaları-farklılıkları-acıları o denli güzel anlatılmış ki..Bu kitabı okuyun ya!Mutlaka ama mutlaka okuyun!
***
Halbuki geçmişin öyküsü tektir.Mühim olan öyküyü kimin ağzından dinlediğimiz.Her öykücü gerçeğe feleğini şaşırtır.Ne hikmetse,yine de gerçektir,her öykücünün anlattığı..
*
Acıyı ancak kendinden bulursun.Acı kimseye verilmez,kimseden alınmaz.Acıyı paylaşmak için aşık olmak gerekir.İnsan aşık olduğu insanı acıtabilir yalnızca.
*
Bal isterdi ki cümle alemin gözü önünde yangınlar çıkaralım.Bense aramıza insanları konduramazdım..
 Bu iki kitabı okuyun ,okuduktan sonra da lütfen benimle düşüncelerinizi paylaşın:))
Filmler için ayrı bir yazı yazmayı düşünsem de beni çok etkileyen bir ikisinden bahsetmeden geçemeyeceğim.-yoksa çoook uzun bir post olacak bu:D-

Fantastik Canavarlar Nelerdi, Nerelerde Bulunur
Enn sevdiğim film serisi tartışmasız Harry Potter serisi.Sınav dönemlerinde tüm seriyi tek tek izleyen biriyim ve çoğu filminde ağladım,-Harry'nin durumu beni fazla duygulandırıyor-.ama hepsinden ziyade oluşturulan o dünya,Hogwarts,dersler,Diagon Yolu.. beni büyülüyor!Kitaplarını ortaokulda su gibi okumuştum ve yeniden okumaya başladım yavaştan.Allahım ne müthiş bir seri!!.Lafı yine çok uzattım ehehe^^ 
Kısacası Harry Potter'ı özleyenler için harika,eğlenceli bir film!!
Amerika'daki büyücüleri anlatan ufacık da olsa bir kısmında Dumbledore'un isminin geçtiği,fantastik canavarlara-isminden de anlaşıldığı üzere-bolcaaa yer verildiği ve en önemlisi çok tatlı karakterlerin oluşturulduğu bir yapımdı.Ana karakteri oynayan Eddie Redmayne , Harry Potter hayranıymış ve karakterini o kadar güzel oluşturmuştu ki film başladığı anda Scamander-Eddie Redmayne-'in karakterini anlıyorsunuz.(Karakterlerle ilgili asıl süpriz filmin sonunda-kesinlikle söylemem izleyin:D-)
-Büyünün adını bilmiyorum ama en çok asadan şemsiye yapma olayına bayıldım:D-

5 filmlik bir seri olacağı söylenen yapımın ben en çok Harry Potter özlemini bastırmasını sevdim,hele ki filmi açtığınız anda çalan fon beni benden aldı,eski zamanlara geri döndüm sanki..
Sevdiğim karakterler Jacob Kawolski ve Queenie Goldstein oldu.Bir kere aşırı tatlılardı ve çok saflardı:DQueenie,sihir bakanlığında çalışan zihnebendar-insanların düşüncelerini okuyabilen- bir cadı.
Jacob ise- hepimiz gibi:D- bir muggle.Saf,iyiniyetli ve tüm isteği kendi pastanesini açmak.Sihre inanması biraz uzun sürse de tepkileriyle o denli içimizden biriydi ki!
Fantastik sevenler en önemlisi Harry Potter'ı özleyenler için oldukça iyi bir girişi filmi,izleyin izlettirin:)
Lost in Austen
Bu diziyi izlemeyen kaldı mı bilmiyorum ama ben gibi aylarca erteleyenler için artık izleyin diyorum:)
Lost in Austen dizisi, Jane Austen'ın Aşk ve Gurur kitabının bir uyarlanmış mini bir dizi.Uyarlamaları çok sevenler,Jane Austen'a bayılanlar için naçizane önerimdir.
 Kendini bir anda romanın ortasında bulan Amanda etrafında dönen dizide yeni bir Mr.Darcy görme fırsatı yakalıyoruz-en güzeli de bu sanırım:D Elizabeth'in ortadan kaybolmasıyla kitabın akışını korumaya çalışan Amanda'nın tavırları beni baya eğlendirdi:D En çok karakterlerin tahmin ettiğimiz gibi çıkmaması,bazı yerlerin değiştirilmiş olmasını sevdim.Bir fırsat verin deyip bu konuyu burada sonlandırıyorum:)

Son zamanlarda çok beğenerek içtiğim kahveyi de sizinle paylaşmak istedim.Kahve içmeden kendine gelemeyenler derneğinin kıdemli üyesi olarak piyasadaki kahveleri yavaş yavaş  deniyorum.Starbucks'ın filtre kahvelerini oldukça beğendim,Guatemala ise denediklerim arasında en sevdiğim oldu.Zira süt ekleyip yumuşatmama gerek kalmadan içiyorum-süt hazırlamaya benim gibi üşenenler için mükemmel:D-orta içimli,asit düzeyi de çok yüksek olmadığı için keskin bir tadı yok.Filtre kahvenin kafein oranının yüksekliği diğerlerine nazaran daha fazla,bu da yumuşak kıvamlı diğer kahvelerdense özellikle sınav dönemi bu türü daha çok tercih etmeme sebep oluyor.Eğer ki denemediyseniz ve kahveyi gerçekten seviyorsanız önerimdir,tabi ki değişik önerilere de sonuna kadar açığım:)
Son zamanlarda beğenerek dinlediğim şarkıların başında geliyor bu şarkı,dinlemenizi can-ı gönülden önerip bir de youtube sayfası önerisinde bulunmak istiyorum.Eğer dünya müziklerini seviyor ve şimdiye kadar duymadığınız şarkıları dinlemek istiyorsanız bence Dünyadan Sesler-tık tık- sayfasına bir göz atın:)
Mart ve şubatta dinlediğim şarkı isimlerini de buraya yazıyorum benim gibi her ay şarkı listesi düzenleyip de ilk günleri şarkılarla cebelleşenler için:)
Nia-Om
Üstüme Basıp Geçme-Gökhan Kırdar
Yan Benimle-Sıla
Ne Güzel Olur-Nazan Öncel
Yalnız Kullar-Sezen Aksu
Man Amadeh-Am- Googoosh
My Flame-Madina Amin
My All-Mariah Carey
Eleni-Anna Vissi
Fly Me to the Moon-Frank Sinatra
Efta Potiria-Yiannis Kotsiras
Şarkılar Seni Söyler-Müzeyyen Senar
Mahallede Akşamlar-İncesaz
Come Together-The Beatles
Happy Together-The Turtles
(siz de bana sevdiğiniz yada şu sıralar dinlemeden duramadığınız şarkıları yazarsanız sevinirim,malumunuz nisan geliyor:))
*
Bu şiiri duyduğum anda vuruldum, o kadar güzel ve içten ki..Jehan Barbur'u zaten severdim ama şimdiki kadar değil:)



''...olmaz mı?
olmaz mı ben seni severken dondurmacı kuyruğunda
ve üzülsek ikindi vakti
bir arabanın şerit ihlaline,
sundurmada oturan çocuğun üşüyüşüne
balkondaki çamaşır ipinin kısalığına
ve yolların sabunla yıkanamayışına..
ne yani?
toplasak hepsini
senle ben
..biz..
olmaz mı?
sardunyaları sarkıt pencereden 
(b)aşka bir hayat dileyelim,
kimseye el etmeden
ne olur yani?..''

Kendinize iyi bakın,mutlu kalın efenim:)





13 Şubat 2017 Pazartesi

Birkaç Kitap Tavsiyesi ve Gecikmiş bir Festival Muhabbeti

   Merhabalar efenim,nasılsınız:) Beni sorarsanız  havalardan halliceyim-burada güneş var rüzgara rağmen,kıskandırmak gibi olmasın:D-Ankara'nın kara kışına,kuru yaprağına,yollarına ayrı ayrı vurgun olsam da güneşten nasibini de o derece az almış bir şehir olduğunu itiraf etmek gerek ,güneşe hasrettik güzel şehirde uzun zamandır,iyi oldu,hücrelerimiz miskinlikten kurtuldu bir nebze de olsa..(Gerçi duyduğum kadarıyla soğuklar yine gelmiş oralara,ben memlekette güneşin enerjisinden biraz daha depolayayım en güzeli:)

Sınavlar bittikten sonra yazmaya niyetlendiğim bu yazı tatilin bitmesine rastlasa da ,buraları çok özlediğimi söyleyerek kendimi affettirmeye çalışayım:)Sınav döneminde iki sezon dizi,Sherlock'un son sezonunu-ki yüreğim bu sezonun son olduğunu duyduktan sonra onu yorumlamaya dayanmayacak,yine ve yine muazzamdı ve fikrimce en iyi sezonu buydu-yedi film,üç kitap,dört tükenmez kalem,altı post-it ve tonlarca kağıt bitirdim.Ne zaman çalıştın dediğinizi duyar gibiyim:D Şu an ben de aynı şeyi düşünüyorum,gerçi bizim sınav dönemi iki aylık bir maratonu kapsadığından ve dikkatimi bir saat için kendime yalvararak toparlayabildiğim için normale yakın sayılır:D...Sürekli ders çalışabilen bir insan hiç olamadım,masanın başında maksimum 1 saat sonra dikkati dağılan,etrafa şiirlerden mısralar yazan,kalemlerini düzenleyen,ajandasını kontrol etmeye başlayan biriyim.Yalnız yaşamanın en tuhaf ve güzel yanı izlediğiniz dizi-film ve reality showlarının hatti hesabı olmaması:D

Neyse efenim ocak ve şubatta favorilerimi paylaşarak kendimi teskin etmeye son vereyim artık,zira konuştukça  batıyorum:D
kitabın adı:Yağmurla Gelen Mutluluk 
kitabın yazarı:Amber I.Johnson
sayfa sayısı:176 sayfa
yayınevi:Yabancı Yayınları
goodreads puanı:4.32
Yağmurla Gelen Mutluluk bahsetmek istediğim ilk kitap..Klasik bir gençlik aşk romanı olduğunu düşünerek ,incecik bir kitap olması hasabiyle başladığım kitap sayesinde otobüste ineceğim durağı kaçırıp kendimi hiç bilmediğim bir mahallede buldum:D O kadar güzel ve içtendi ki son sayfalarında biraz ağlamış olabilirim,içtenlik her zaman çok etkiliyor bünyemi..Sıcacık ,aynı zamanda fedakarlığı anlatan bir aşkı okumak istiyorsanız sanırım doğru kitap bu..Bir filmi izleyebileceğiniz sürede biteceğinden de çok vaktinizi almaması artı bir özellik,içinde gereksiz ,birbirini tekrar eden hiçbir sayfa yoktu.Selvi Boylum Al Yazmalım da Türkan Şoray'ın dediği  'Sevgi emekti.' cümlesini ne güzel ispatlamış bizlere kitap...
kitabın adı:Kazananın Laneti
yazarı:Marie Rutkoski
sayfa sayısı:368
yayınevi:Pegasus Yayınları
goodreads puanı:4.04

Kazananın Laneti kitabından bahsetmeden önce içimi dökeceğim:D
Pegasus Yayınlarına o kadar kızıyorum ki anlatamam!Hepimiz  kitapların altın değerinde olduğunu savunuyoruz zaten de fiyatlarının gram altından hallice olması da biz öğrencileri çok zor duruma sokuyor,listemdeki çoğu kitaba uzaktan bakıp iç çekmek durumunda kalıyorum.Bir kitaba 40 lira verirsem diğerlerini alacak durumum kalmaz,her ne kadar pdfyi elimden geldiğince tercih etmesem de bazıları sanki bu duruma bizi iteliyor.Yakınmam bu kadardı:D Oh rahatladım!Şimdi kitaptan bahsedeyim kısacık.
   Seri olduğunu belirterek ilk kitabının oldukça iyi- hatta beni yerime mıhlayan- bir başlangıcı olduğunu söylemeliyim.Distopya kitaplarını zaten çok fazla seviyorum ama artık yazarlar da türün kitapları da kendilerini tekrar etmeye başladığından çok seçer ve kolay beğenmez oldum,bu da okuduğumdan keyif almamı engelliyor maalesef.Kazananın Laneti'nde ise oluşturulan dünya hem acımasızlığı hem de güzelliği ile soğuk su etkisi yarattı bende.Kitaplarda tuttuğum taraf mutlaka olur ama bunda ''ama o haklı, ama şimdi de o haklı'' derken buldum kendimi çoğu yerde.
   Sınıfların mücadelesini,bir savaşın ve toprağa doymak bilmezliğin orada yaşayanlara neler yapabileceğini en azından roman türünde çok iyi anlatmış,okuduklarımızdan kendimize pay biçmeliyiz,biçmeliyiz ki distopya olarak görülen şeyler dünyanın başına gelmesin.
Kitaba dönecek olursak ayrıcalıklı tabakada yer alan Kestrel'in Arin'le tanışmasıyla başlayan yapıt,aralarındaki ilişkinin şekillenmesi ve sadakatlerini sorgulamalarıyla devam ediyor.Eğer okuyacak heyecanlı,kendinizi unutabileceğinz bir distopya arıyorsanız bu kitabı can-ı gönülden tavsiye ediyorum,serinin diğer kitaplarının çıkması heyecanla bekliyorum.
kitabın adı:Güz Fırtınası
kitabın yazarı:Rita Hunter
sayfa sayısı:584
yayınevi:Yabancı Yayınları
goodreads puanı:4.33

Şubat ayında on günlük bir Rita Hunter okuması yaptım,dört kitabını art arda okudumBu süre zarfında tarihi romans türünde oldukça başarılı bir yazar olduğunu keşfetmek beni oldukça şaşırttı çünkü bu türü sevdiren nadir yazar var bana,okumayı pek sevmediğim ve yıllardır uzak durduğum bir türdü.size Rita Hunter'ın kitaplarından tavsiye edebileceğim ve en çok beğendiğim Yabancı Yayınlarının yayın haklarını aldığı Güz Fırtınası olur.Zira diğerlerine nazaran-yada ben öncelikle bu kitabını okuduğum için- daha etkileyici ve tarihi romans olarak özlemişim dedirtecek yapıt olduğunu düşünüyorum.( fikrimce bir türden üst üste kitap okunarak kendimizi darlamamızın lüzumu yok çünkü ben, uzun bir süre daha tarihi romans okumayı düşünmüyorum:D)
Abertillery Dükü'nün ölüp yerine yenisini alması kızıl saçlı,biraz cadı,lafını esirgemeyen Jane Hammond'un hayatını hiç beklenmedik şekilde değiştirir.Jane'in önyargıları,Alexander'ın tavırları arasında mekik dokuyan  kitabı yer yer kahkaha atarak okuduğum doğrudur:D
Güz Fırtınası ise tüm tarihi romans severlere ve  türden hiç kitap okumamış olanlara naçizane önerimdir.Keyifli okumalar efenim şimdiden:)

  Ocak ayının başında yaptığım kitap alışverişinden ve Ankara Kitap Festivali hakkında da konuşmak istiyorum sizinle.Öncelikle kitap festivallerinde normal internet sitelerinden yada kitapçılarda olduğundan daha fazla indirim olması gerektiğini düşünüyorum zira birçok yayınevini aynı anda bir çatı altından görüp mest olduktan sonra indirimin %20 olduğunu duyduğunuzda tüm sevinciniz kursağınızda kalıyor.Kitapseverlerin de benim gibi aylarca gün saydıktan sonra böyle bir durumla karşı karşıya kalması ve birkaç kitapla oradan ayrılması gerçekten üzücü bir durum.Önemli olan kitap okumayı sevdirmek ve binlerce insanın aynı anda kitaplar arasında koşturması,kitaplar hakkında sohbet ederek vakit geçirmesi olduğunu düşünüyorum,yanlış mı düşünüyorum ,neden kitapları raflardaki zeytinyağları gibi görenlere derdimizi anlatamadığımızı soruyorum sizlere-bunu da Mesajınız Var filminde duyup çok beğendim:D-Ne kadar dolduysam yakına yakına bitiremiyorumbu konuyu:D 

Ankara Festivalinin  sevdiğim yanı Sahaf Festivalinin de içinde yer alması.Bu sene diğer senelere nazaran daha az sahaf gelmiş olsa da-ben festivalin sadece ilk günü gidebildiğim için ilerleyen günlerde daha çoklarının yer aldığını görememiş olma ihtimalim de var tabi-onlarla konuşup sohbet etmek inanılmaz keyifliydi.Özellikle çoğunun kitaplara değer veren,60 basım bir kitabı elime aldığımda yerimde duramamamı anlayan insanlar olması kendimi ait olduğum yerdeymiş gibi hissetmemi sağlıyor.Tozlu bir kitabın kokusunu başka kokuya değişemeyecek kadar çok seviyorum:D
Sahafların olduğu bölümde uzunca bir süre dolaştıktan sonra Altın Kitaplar Yayınevinden topladığım kitaplardan iki tanesini daha buldum.
Vadideki Zambak ilkokulda ve lisede okuduğum,hüzünlendiğim, her seferinde bayıldığım bir eserdi.Uğultulu Tepeler ise listemde dört beş yıldır yer alıyor olsa da bir türlü edinememiştim,-SONUNDA!- çok sevdiğim basımlardan okuma fırsatı yakalayacağım,heyecandan elim ayağım titriyor şu an:D
Çalıkuşu'nu okumayan kaldı mı bilmiyorum,okumayan kaldıysa mutlaka ama mutlaka ennnn kısa zamanda okusun diyorum,şimdiye kadar sevmeyenine rastlamadım.
Kendimi bildim bileli Çalıkuşu'na hayran olan biriyim,dizileri,filmi,tiyatrosu,kitabı..Hepsi ,sanki ilk defa hikayesini okuyormuşum/izliyormuşum gibi her seferinde beni kendine hayran bıraktı.Hele ki tiyatrosuna eğer imkanınız varsa mutlaka gitmenizi tavsiye ediyorum,o kadar güzeldi ki!!Bu sene devlet tiyatrosu bir kere daha sahnelerse yine gitmek istiyorum.
Evet efenim lafa dalmadan önce ne diyordum,evvet çalıkuşunun da eski baskısını bulunca-kaç yılı olduğunu maalesef yanımda olmadığı için buraya yazamıyorum- hemen kaptım.Hatta bir hanımefendi kitabı koyduğum tezgahtan alıp incelemeye başlayınca başına dikilip ''o benimdi aslında!'' demişim ki kendimden çok utandım sonrasında ehehe^-^
Sinekli Bakkal ortaokulda başlayıp devamını getiremediğim bir kitaptı,o zaman ukde kalmıştı zaten içimde,şimdi eski baskısını da bulmuşken almamak olmaz deyip onu da edindim:)
***

Son olarak ocakta yaptığım kitap alışverişini de fotoğraflanmış şekilde buraya koyayım.




İçlerinden şimdilik sadece Bir Sonraki Hayatımız ve Sandık Lekesi'ni okuduğum için onları yorumlayayım;
kitabın adı:Bir Sonraki Hayatımız
kitabın yazarı:Lauren James
sayfa sayısı:360
yayınevi:Yabancı Yayınları
goodreads puanı:3.73
Bir Sonraki Hayatımız aslında ilginçti ama ne çok güzeldi ne de sıkıcı derecede vasattı,tek diyebileceğim reenkarnasyon ilginizi çekiyorsa,bir oturuşta okuyup bitecek bir kitap arıyorsanız Bir Sonraki Hayatımız aradığınız kitap:)Serinin ilk kitabı olması hasabiyle fikrimce ikinci kitabı çıkana kadar bekleyip sonra okuyun,zira can alıcı bir noktada kesilip ee bitti mi şimdi dedirtiyor-ki bu durum beni çileden çıkarır:D-
İkinci kitabının goodreads puanı Bir Sonraki Hayatımız'a göre o denli yüksek ki beklentim de hayliyle olduğundan yükseklere çıktı.Haydi bakalım,pişman olmam umarım..
Katherine ve Matthew asırlar boyunca tekrar doğup,birbirlerine aşık oluyorlar ve trajik bir şekilde ayrılıyorlar.Bu zincirin farklı tarihlerde olan versiyonlarını okuyorsunuz kitap boyunca.Dediğim gibi ilginç bir konusu var serinin:)
Sandık Lekesi'ne ne desem bilemiyorum.Kesinlikle muazzam!!Öykü okumayı çok sevmeyen beni bile-o denli kendine bağladı ki..Birkaç sayfa süren hikayeler nasıl bu denli doyurucu hissettirilir,ne verecekse verip öylece sayfaya bakakalmanıza yol açar,hala anlamıyorum..Sema Kaygusuz şimdiye kadar okuduğum en iyi hikaye yazarlarından..
Öykü severlere,öykü sevmeyenlere kısacası herkese naçizane tavsiyem.Yolda,iş yerinde,ders arasında kolaylıkla bitirebileceğiniz,birbirinden güzel hikayeler barındıran bu kitap fikrimce herkesin listesinde ve kitaplığında olmayı hak ediyor.

 Bu sefer yazdıkça yazdım ,uzun bir post oldu.Sabırla okuyan herkese  teşekkür ediyorum efenim:)
Kendinize iyi bakın,mutlu kalın...